Salı, Temmuz 22, 2008

Vasatlar için iş fırsatı: Internet

Ne mutlu biz Türkler'e ki Internet gelişiyor, büyüyor, kıymeti kendinden menkul birtakım değer zincirlerinin oluşmasını hazır kimse sorgulayamıyorken donanımsız ya da orta seviyede donanımlı kişilere iş olanağı sağlıyor. Okumayan, kötü okullarda okuyan ya da başarısız nice insanın "artık yeni dünya düzeninde okulların, diplomaların önemi yok" kılıfının içine girebilmesine olanak sağlayan Internet eksenli "iş" dünyası, aslında kalitesiz ve özensiz işler diyarı haline gelmekte.

Yeni dünya düzeninde, evet belki gerçekten de okulların, diplomaların önemi eskisine göre daha azdır ancak temel formasyon olarak "yazılmış olanı okuyabilme, okuduğunu kavrayabilme, kavradığına beklenen şekilde cevap verebilme" gibi bazı olmazsa olmazları kişiye kazandırma açısından hala okul, eğitim önemlidir.

Gözlemim şu:
Eğer bir şirket eskaza bir ucundan ya da her tarafından Internet'e temas ediyorsa, hem o şirketin içindekiler hem de dışındakiler orayı "fırlama, zehir gibi gençlerin çalışma alanı" olarak görüyor. Oysa gerçek bambaşka: Nice vasıfsız insan buralarda istihdam ediliyor. Nice dil bilmeyen ama bilirmiş gibi yapan kişi bu yapılar içerisinde varlığını idame ettirebiliyor. Bir de Internet işi (ya da daha havalı durması adına "Teknoloji işi"diyelim) yapanların ellerine geçmiş bir "kakafoni" kozu var ki o en acısı. O işin içindekilerden başka pek az insanın anlayabilmesine ve böylece anlayanların anlayamayanlara kısa süre için de olsa hava atabilmesine olanak tanıyan o üç harfli kısaltmalar, söyleyenin bile ne olduğunu nadiren bildiği bazı İngilizce kelimeler, başka bir yapıda kendisine yer bulması imkansıza yakın olabilecek pekçok kişinin; bu kaotizm ve karşıdakinin aptal yerine konmaktan duyduğu kaygı nedeniyle öyle veya böyle aynı yapılar içerisinde kendilerine uzun yıllar yer bulmalarına imkan veriyor.

Bakıldığında Türk Internet dünyasında iş modeli anlamında ve ticari anlamda ciddi bir başarı henüz yok. Kimileri bunu halen Internet'in gelişmekte olduğuna bağlayabilecekken bence bunun sebebi, bu sektörde istihdam edilen kişilerin son derece vasıfsız ya da kalitesiz ya da yaratıcılıktan uzak olmaları.

Bir diğer istihdam edilen kesim ise, Internet sektörünün bu açığını farketmiş ve işveren konumundaki başka birileri bunu farkedene kadar bu düzenden nemalanma stratejisine odaklanmış uyanıklar.

Üçüncü bir grup olan "Internet manyakları" var ki bu kategoriyi anlamak mümkün değil. Bu kitle, birbirine çok benzeyen, prototip 22-30 yaş arası kişilerden oluşmakta. Bunların yaşça biraz daha semiz modelleri de var elbette. Bu "Internet manyakları", sohbetlerinin içerisinde Internet'e dair herhangi bir öğe bulundurmayan cümle kurmakta zorlanıyorlar. Twitter, FriendFeed, Flickr, ot, bok vs gibi birsürü ürünün hepsini eşzamanlı olarak kullanabilmeyi, roket kullanabilmek sanıyorlar. Hayatlarını aslında dünyada değil, Internet'te yaşıyorlar ve Internet'e hakettiğinden epey fazlaca bir kıymet biçiyorlar, bir paralel evren olarak görüp fetişizm boyutunda duygular besliyorlar ona karşı. Ethernet kablolarını çektiğinizde ya da kablosuz modemlerini kapattığınızda verdikleri tepki, akvaryumdan ya da denizden alıp suyun dışına çıkarttığınız bir balığın 30 saniye içerisinde vermeye başladığı tepkiyle neredeyse aynı oluyor. Nabız yükseliyor, kalp hızlanıyor, bir süre sonra oksijenle beslenemeyen beynin ölümü gerçekleşiyor. Offline kalan bir "Internet manyağı" da "offlinelaşmanın" hemen ardından ya uyumak için yatağa, ya da def-i hacet için tuvalete giriyor. Bu kategoridekiler de genellikle "kendi işlerini" kuranlar oluyor. İlk iki klasmana göre yine daha naifler. Kendileri çalıp, kendileri söylüyor, en fazla sektörel bazı yayınlarda arz-ı endam eyleyip bireysel şöhret avcılığı yapmanın yanında bir tür "Übermensch" edasıyla, bizden önceki jenerasyonun neredeyse "Klingonca" diye tabir edeceği bir dil konuşuyorlar. (Ve de pekçoğu elektronik müzik dinliyor.)

Tüm yazıyı şöyle özetleyebilirim:
Türkiye'de Internet şirketlerinin çalışan profili ve kalitesi son derece düşüktür. Konjonktürel karambolaj içerisinde birtakım uyanıklar da sektörden maaş almaya devam ederler. Bu sebeple de Türkler'in Internet şirketleri asla ve asla ses getirici bir açılım ya da buluş ya da iş modeli ortaya koyamaz. Ancak yurtdışı işlerin imitasyonlarına rastlarız ki onlar da çoğunlukla kötü kopyalardır.

Gönül insanı O.P ile de 2007 senesinin bu zamanlarında konuştuğumuz bir konu olarak şunu ekleyebilirim:
Internet, teknoloji, mühendislik gibi işler metodoloji ve katı planlama gerektiren işlerdir. Irksal "esnaf" genlerimiz ile ciddi bir çelişkidir bu.

Hiç yorum yok: